İspanya’da yağmur her yer çamur

İspanya’da yağmur her yer çamur

Hani bazı eserler vardır, kendinden sonra gelecek olanlara yol açar. Biz onlara “aa demode lan bu” deriz ama aslında o eserler öncüdür. My Fair Lady de işte bu yüzden öncü bir eserdir.

Kendisinden sonra gelecek olan Pretty Woman gibi, A Star is Born gibi çok gişeli filmlerin dedesidir. Eğer yapılmasa yapılmayacaktı buna emin olun. Boru değil filmin orijinali Berard Shaw’a aittir.

Filmin acayip binr yapısı var. Önce bir tiyatro müzikali olarak doğuyor. Warner Bros. o zaman için bir senaryoya verilen en yüksek ücretlerden birini ödeyerek ki bu para 5 milyon dolar, sahip oluyor. Bizim için bugünlerde sıradan olan konu o zamanların en yenilikçi senaryosu. İki dil bilimci, ki birisi müthiş tiyatrocu Rex Harrison, dil konusunda aralarında konuşurken bir çiçekçi kız görüyorlar. Çiçekçi kız yağmurdan ıslanmış ve üşümüş bir yavrucak. Ki onu da gerçek bir lady, Audrey Hepburn oynuyor.

Öğretmen Henry Higgins, bizdeki trakyalıların muadili “H”leri söyleyemeyen kıza adam gibi İngilizce konuşturtma üzerine iddiaya giriyor. Kızın deyimiyle Enri İgıns ile bu öğretim sırasında aralarında bir elektriklenme oluyor. Kız şahane bir leydiye dönüşürken Enri yaptığına pişman oluyor. Böyle bir iddiaya girilmemeli değil mi kimsenin hayatı üstüne… Ama her kadının dönüşüm ve aşık olma arzusu bu şekilde tatmin ediliyor.

Aşağıda bulacağınız video, filmdeki adıyla Eliza Doolittle’ın birden bire ingilizceyi doğru telaffuz etmesinin şarkısı. Rain in Spain stains mainly in the plains. Neden bu cümle? Çünkü kızın “E”leri bizim çingeneler gibi açık ve kapalı telaffuz sorunu var. Bu cümleyi söyler söylemez birden bütün evdekiler dansa kalkıyor “obarey oleyooo” diye. Mükemmel bir sahne, hafızalardan silinmemesi gereken bir şarkı.

Bu arada bu meşhur cümlenin Türkçesi İspanya’da yağmur, her yer çamur olarak çevrilmişti TRT tarafından. Çok başarılı seslendirmesinde Audrey “İ”leri “E” gibi söylüyordu.

Her yazıda yaptığım sadece benim bulduğum kısımlarına bakacak olursak… Filmdeki kadın karakterin adı adı Doolittle ya… Filmin çevrilmesinden sadece üç sene sonra, 1967’de bu filmin erkek karakteri Rex Harrison Dr. Dolittle filmini çevirdi. İsim benzerliği mi? Müzikalin onun üstüne yapışması mı? Kaderin cilvesi mi? Bilemem. Ama ben buldum ve kesinlikle ben buldum. (birinde iki O var biliyorum)

İçimizdeki İrlandalılar

Bundan sadece birkaç hafta önce bir arkadaşım vasıtasıyla Eurovision’a katılmak için İrlanda’nın 5 finalistinden biri olmuş Inchequin grubuyla tanıştım. Gerçekten […]

Kelebeğin rüya gibi çocuğu

Bundan seneler önce birkaç filmde gördüğümüz, ne enteresan tip dediğimiz bir çocuk belirdi Amerikan filmlerinde… Adı Brad Pitt’ti. Yakışıklı bir […]

Fahrenheit 451

İnsanın içini titreten anlardan biri. Ray Bradbury 91 yaşında öldü. İyi bir bilim kurgu yazarı olarak değil, çok iyi bir […]

Ne güzel filmimizdin sen Emmanuelle abla

Bilinen en önemli erotik filmlerden biridir. Zaten filmin bilinmesi için yaklaşık 70 farklı sürümü çekilmiş hatta paralı erotik kanallara dizisi […]

Geleceğin “korkunç teknolojik” dünyası

Genellikle eskiden yapılmış bilim kurguları sevmem. Konuları, bilime bakışları, üstüne üstlük görsel efektleri çok hoş olmaz. Ama Westworld, Türkçe’ye çevrilmiş […]

Sandra Kim oluyor?

Bir Sandra Kim vardı. Seksenlerin kralıydı. 72 doğumlu bu hanım kızımız, daha 14 yaşında, 1986 yılının eurovision yarışmasında Belçika adına […]